ÇOCUK ve GENÇLERDE SOSYAL FOBİ ve ÇEKİNGELİK

ÇOCUK ve GENÇLERDE SOSYAL FOBİ ve ÇEKİNGELİK

Çocukluk döneminde birçok korku ve kaygı normal olarak değerlendirilebilir. Okul öncesi dönemde karanlıktan, hırsızda korkmak, sonraki dönemlerde ölüm ve yaralanma korkusunun eklenmesi normal bir süreç olabilir. Psikiyatri anlamında fobi ismi verilebilmesi için ise kişinin fobi olarak tanımlanan durumdan kaçınmak için çaba göstermesi ve bu kaçınmaların kişinin günlük yaşantısında olumsuzluklarla sonuçlanması gerekir. Sosyal fobi kişinin topluluk içerisinde konuşması, yemek yemesi, yeni kişilerle tanışması gibi sosyal durumlardan kaçınması ve bu kaçınma davranışları sonucunda günlük yaşantısının olumsuz yönde etkilenmesi ile ilişkilidir. Çekingenlik ise daha çok yapısal bir özellik olarak tanımlanabilir. Sıklıkla çocuğun tüm gelişim dönemlerinde izlerini görmek mümkündür. Sosyal fobi ile birlikteliği sık olmasına rağmen ayrımının yapılması önemlidir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Sosyal fobisi olan kişiler başkalarının yanında küçük düşeceğinden, alay edileceğinden endişe duyarlar. Genellikle çevresindeki kişilerin sesiz, sakin, içe kapanık gibi tanımlamalarıyla karşı karşıya kalırlar. Okul öncesi dönemde toplu oyunlara katılmaya isteksiz davranabilirler, sıklıkla anne ve babalarının yüreklendirmeleri ile katılırlar. Yabancılara karşı çok şiddetli kaygı belirtileri gösterebilirler. Okul başlangıcında okula gitmek konusunda isteksiz davranabilirler. Okul reddine neden olan psikiyatrik bozuklukların arasında sosyal fobi ikinci sırada yer almaktadır (birinci sırada ayrılık kaygısı bozukluğu bulunmakta). Okul döneminde sıklıkla öğretmenler sınıfta derse katılmadıklarından, elini kaldırmadığından tahtaya kalkmadığından yakınırlar. Arkadaş ilişkilerinde yaşadıkları sosyal kaygılar onları göreceli olarak daha kısıtlı bir çevre edinmeyi zorlar. Ergenlikle birlikte sosyal ortamlardan kaçınma davranışlarına karşı cinse ile olan ilişkilerde daha belirginlik kazanan çekingenlikler eklenebilir. Çekingenlik ise yukarıda kısaca bahsedildiği gibi daha çok yapısal bir özellik olarak tanımlanabilir. Çekingenlik sıklıkla yeni tanışılan kişiler karşısında daha belirgindir. Ancak ısınma süreci ile birlikte şiddeti hafifler ve kaybolur. Çocuğun ilkokul başlangıcında çekingen davranmasına rağmen sınıfındaki arkadaşlarına alışarak sonraki dönemlerde hiç sorun yaşamaması bu duruma en güzel örnektir. Her iki durumun ayrımının yapılması oldukça önemlidir. Çekingenlik sıklıkla sosyal öğrenme süreçleri ile yaşın ilerlemesine paralel olarak gerileme eğilimi gösterir. Bir patoloji veya hastalık tablosundan çok mizacın veya yapının ayrı bir rengi olarak değerlendirilebilir. Sıklıkla her iki durumda da aile bireyleri ile ilişkili çekingenlik belirtileri gösterilmez. Bu durum bazen müdahale sürecini geciktirebilir. Bir vakamda okuldan kaçtığı için ailesi tarafından getirilen bir ergende temel sorunun okulda sunması gereken performans ödevi olduğunu saptamıştım. Ailelerin en sık yakındıkları konuların başında özellikle okul döneminde dışarıda çok sesiz sakinken evde çok hareketli ve sinirli olunması gelmektedir.

SIKLIĞI NEDİR?

Sosyal fobi çocukluk çağında en sık gözlemlenen kaygı bozukluklarından bir tanesidir. Toplumda % 3-13 aralığında kişide sosyal fobi saptanabileceği ifade edilmektedir.

NEDENLERİ NELERDİR?

Sosyal fobi ve çekingenlikte en önemli nedenleri genetik yatkınlıklar oluşturmaktadır. Sosyal fobi veya çekingen özellikler gösteren anne ve/veya babaların çocuklarında bu rahatsızlıklar yönünde risk artmıştır. Bunun dışında oluşum mekanizması ile ilgili teorilerden biriside annenin veya babanın aşırı koruyucu kollayıcı tutumu sergilemesidir. Bu tutum sergilendiğinde çocuk için yeterli araştırma ve gelişme fırsatı sunulmayabilir. Engellenmeler ile birlikte öz güven gelişimi olumsuz yönde etkilenebilir.

TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Sosyal fobi ilaç tedavileri ve bilişsel davranışsal terapiler ile birlikte başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Tedavide en olum sonuçlar ilaç tedavisi ile birlikte terapi uygulanan vakalarda alınmaktadır. Bunun dışında performans sergileme öncesinde yaşanabilecek kaygılara özel anlık ilaç uygulamalarının da tedavide yeri bulunmaktadır.

EVDE NELER YAPILABİLİR?

Ailelerin en sık sorduğu sorulardan bir tanesi de böyle bir durumda nasıl davranılması gerektiğidir. Başlangıç önerim ailelerin çocuğun mizaç özelliklerine saygı göstermeyi öğrenmesi yönünde olacaktır. Günlük yaşantısında hiç sorun oluşturmayan çekingenliğin veya biraz utangaçlığın bir hastalık, rahatsızlık olmadığını, mizacın veya kişinin yapısının ayrı bir rengi olduğunu düşünerek değerlendirmek gerekir. Bu gibi durumlarda psikolog veya psikiyatristin kapalı odalarından çok çocuğun sosyalleşme süreçlerini destekleyecek ortamlara yönlendirilmesi daha faydalı olacaktır. Ancak kişinin günlük yaşantısını belirgin bir şekilde bozan bir durum söz konusu olduğunda mutlaka bir çocuk psikiyatrisi uzmanına başvurmak gerekmektedir. Anne babaların nasıl davranmam gerekiyor sorusuna en uygun yanıt kendilerinin iyi bir model oluşturmaya çabalamaları olabilir. Sosyal ortamlarda çekingen davranışlar sergileyen bir ebeveyn öncelikli olarak yola kendi davranışlarına yön vererek başlamalıdır. Bunun dışında davranışsal olarak çocuğu sosyal ortamlara, etkinliklere katılmasına yüreklendirmek faydalı olabilir. Çocuğun veya gencin yaşamında en temel sosyal gruplardan birisini oluşturan sınıflarda da öğretmenlere çok önemli roller düşmektedir. Çocuğun takdir edilmesi, elini kaldırmadığında da zaman zaman söz hakkı tanınması, sınıf da alkışlattırılması, bazen ufak hataların görmezden gelinmesi, özgüven gelişimini destekleyebilecek uygulamalardır.