TUTUMLU ÇOCUKLAR MUTLU AİLELER

TUTUMLU ÇOCUKLAR MUTLU AİLELER

TUTUMLU ÇOCUKLAR MUTLU AİLELER
Çocuklarda ki ruhsal problemlerin bir çoğu aslında ailelerimizi ilgilendiren sorunların bir neticesi. İster istemez sorunları detaylandırdıkça ailelerin büyük kısmında ekonomik problemlerin aile işlevselliğini bozduğu, anne babanın ruhsal sağlığını etkilediği ve hatta ailelerin parçalanmasına bile neden olduğunu görmekteyiz. Tabi ki ülkemizin içinde bulunduğu makroekonomik tablonun bu sorunlarda etkisi tartışılmaz ancak bu bahsi değerli ekonomistlere bırakıp işin psikolojik yönüne bakalım. Çocuk ve ailelerle uğraşan bir profesyonel olarak tüketim çılgınlığının toplumun tüm kesimlere etkisini bizzat görmekteyim. Gelirlerini ve ihtiyaçlarını iyi dengeleyemeyen aileler sonunda ekonomik olarak krizle yüzleşmekten kaçınamıyor. Aylık gelirinin iki katını cep telefonuna veren, kredi kartlarının faiziyle boğuşan, sırf gösteriş için bir yıllık gelirini bir otomobile bağlayıp kapısının önünden o arabayı ayrılamayan kişileri göz önüne getirin. O kadar da uzak gelmeyecektir eminim bu örnekler size.

Peki toplumun yapıtaşı olan ailede özellikle çocuklarımızda ekonomik iktisadı, tasarrufu, maddi kaynakların önemli ancak hayatın tek amacı olmadığını nasıl öğretebiliriz? Öncelikle her davranışta olduğu gibi kendimiz birer rol model olmalıyız. Bunu hem davranışlarımızda sergilerken hem de onların anlayabileceğimiz şekilde örneklerle anlatmalıyız.

Tüketimi azaltmak belki de tasarrufun temelini oluşturmaktadır. Çocuğumuzun isteklerine sınır koymakla başlanmalıdır. Hayır diyebilmek anne babalarımız için gerçekten çok zor olduğunu biliyorum. Çocukların isteklerini yerine getirmeyen, küçücük bir oyuncağı esirgeyen ebeveyn nasıl iyi anne baba olabilir diye düşünebilirsiniz. Ama şu düşünce akılda bulunmalıdır. Anne babanın birinci görevi çocuğun mutluluğundan ziyade çocuğumuz için doğru seçimleri yapmaktır. “Artık alışveriş merkezlerine gitmek istemiyorum, ısrarlardan sıkılıyorum, aynı kalemden evde bir sürü var ama en sonunda alıp rezil olmaktan kurtuluyorum” serzenişlerini her gün maalesef ailelerimizden işitiyorum. Bu noktada Alışveriş merkezine gitmeden önce çocuklarımızla istekler ve ihtiyaçlar listesi hazırlamak iyi bir yol olabilir. Çocuklarımızın olduğu kadar hepimizin maddi anlamda istekleri ve bunun yanında ihtiyaçları vardır. Böyle bir liste çocuğunuzla müştereken hazırlanmalıdır. Bir tarafta ihtiyaçlar sıralanırken bir tarafta isteklere yer verilmeli, ardından alışveriş için bütçenizi objektif biçimde oluşturup bugün için listede den hangi ihtiyaç ve isteklere yer verileceği alışveriş öncesi kararlaştırılmalıdır. Bu listeyi oluştururken gerçekçi davranmak ve öncelikle ihtiyaçlara yer verirken isteklere de yer vermek önemli bir husustur.

Çocuklarda para kavramı gelişimi ya da alınan malların bir bedeli olduğunu küçük yaşlardan itibaren öğretmeliyiz. 4-5 yaşlardan itibaren marketten ya da oyuncakçıdan alınan aldığımız eşyaların ücretini eline verdiğimiz bozuk paralarla kendisinin ödemesini deneyebiliriz. Bu soyut kavramları algılamakta yaş itibari ile güçlük çeken çocuklara para gibi soyut kavramı öğretmekte yardımcı olacaktır.

Para konusunda ailelerimizin en büyük çıkmazlarından biri de tabi ki harçlık meselesi. Okula başlangıçtan itibaren çocuklara harçlık verilebilir. Bu noktada daha küçük çocuklara (10 yaşa kadar) günlük verilebilirken daha büyük yaşlarda haftalık ve 2 haftalık şekilde harçlıklar verilebilir. Harçlık konusunda 4 temel nokta olduğuna önemli nokta olduğuna inanıyorum. Birinci husus tabi ki harçlığın miktarı. Her aile kendi ekonomik gücü ve çocuklarının sosyal çevresi göz önüne alarak bir miktar belirlemelidir. Bu miktar ne çok fazla ne de az olmalıdır. Miktarı belirlerken ailenin tüm fertleri ortak olarak karar vermeli ve fikir birliğine varmalıdır. Diğer önemli husus ise harçlığın tek elden ve aynı zaman aralıklarında verilmelidir. Özellikle ülkemiz gibi akrabalık ilişkilerinin çok güçlü olduğu toplumlarda büyükbaba, büyükanne, teyze, amcanın verdiği ekstra harçlıklar tutarlılığı yitirmemize neden olabilir. Bu noktada çalışan annelerin farklı kanallardan harçlık girişimleri var olan düzeni bozacaktır. Üçüncü temel nokta ise verilen paranın harcama kalemlerinin ne olacağı konusudur. Tabi ki harcama konusunda belli sınırlar içinde çocuğa özgürlük verilmelidir. Ancak harçlığın sadece yazının başında da belirttiğim gibi istekler doğrultusunda değil ihtiyaçlarının da bir kısmını var olan harçlığından karşılanması sağlanmalıdır. Böylelikle çocuğumuza ihtiyaçlar ve istekler konusunda daha fazla irade gücü sağlarken para idaresi konusundaki yeteneklerinin de gelişmesine önayak olabiliriz. Son konu ise tabi ki tasarruf. Belki çok klasik olacak ancak tasarrufu öğretmede ilk kural kumbara olmalıdır. Sadece çocuklarımızın değil evdeki herkesin bir kumbarası olması, ailenin birlikte biriktirmesi, biriktirme kültürünün çocuğumuzun ruhuna yerleşmesini sağlayacaktır.

Ödül sistemi çocuk davranış şekillenmesinde en temel noktalardan biridir. Hediye almak hediye vermek kültürümüzün önemli bir parçası. Ancak son dönemlerde ailelerimiz hediye ve ödül konusunda aşırılığa kaçtığını gözlemlemekteyim. “Ben yaşamadım çocuğum yaşasın” mantığı ile hareket eden ailelerimizin iyi niyeti doyumsuz, memnun olmayan, her hareketin karşılığını maddiyat olarak algılayan çocuklar ve ne yazık ki bireyler yetişmesine neden olabiliyor. Ödül ve hediye konusunu başka bir yazıda ayrıntılarıyla tartışmak isterim.

Tutumlu olmak sadece çocuklarımız ve kendimiz için değil tüm dünya için geçerli. Dünyamızın kaynakları kısıtlı ve tüketim canavarı her türlü iletişim yollarını kullanarak hayatımızın en derinlerine kadar işliyor. Bu noktada çocuklarımıza elimizde ki imkanların kıymetini öğretmek, tasarrufun değerini idrak etmesini sağlamak, maddi imkanları olmayan aynı yaştaki çocukların ne gibi zorluklarla karşılaşabileceğini bir nebze olsun hissedebilmelerine neden olmak belki de daha güzel bir dünya ya atılan ilk adım olacaktır. Bu da sanırım az tüketmekle olacaktır.